Edebiyatsız Medeniyet olmaz

Manşet 2. Sayı — Temmuz 2026

Bir Asrın Karanlığından Sonra...

Bir Asrın Karanlığından Sonra...

Türkiye, bir asrı aşkın zamandır körlerin sağırları ağırladığı bir sofrada, batının uşağı yöneticilerin ve emperyalizmin uzantısı boğaz baronlarının gölgesinde yönetildi. Devşirme ideolojilerin eğreti tahtında, millet açlıkla, yoklukla ve acıyla sınandı; ebedi şeflerin gölgesinde bir kış mevsimi gibi uzun ve soğuk yıllar yaşandı.

Sonra, demokrasi adına vesayet zincirleriyle gelen darbeler, eli sopalı yönetimlerin karanlık geceleriyle ülkenin ufkunu örttü. Bin yıl sürecek denilen ceberut dönem, okyanus ötesinden tayin edilen sipariş başbakanların ve bakanların kukla oyununa dönüştü. Bir asırlık en kıymetli zamanlarımız, darbeler ve terör belalarıyla çarçur edildi; milletin alın teri emperyalistlerin sofrasına meze yapıldı.

Kur’an’a “gökten indiği sanılan doğmalar” gözüyle bakan kör ve şaşıların elinde, millet gazel döken yapraklar gibi kendi benliği ve kimliğinden uzaklara savruldu. Ezan Türkçe okutuldu, camiler kapatıldı, İslami eğitim kurumları susturuldu. Devrimcilik ve ilericilik hayaliyle tek tip, ateist inançsız bir gençlik yetiştirilmeye çalışıldı. Boynumuza laiklik halkası kölelik sembolü gibi geçirildi; din, tarih, ahlak ve maneviyatımız bir kültür katliamının kurbanı oldu.

Hz. İbrahim’in çağındaki gibi putlar ve put mabetleri çoğaldı. “Allahu Ekber” demek yasaklandı. Darağaçlarında nice canlar can verdi, toplumun nice çınarları devrildi. Bin yıllık İslam alfabesi, Latin harflerinin gölgesinde tarihten silinmek istendi. Kardeş milletler arasında fitne tohumları ekildi; Türk, Arap, Kürt birbirine yabancı yapılmaya ve çatıştırılmaya çalışıldı.

Ulus devlet adı altında milletin kimliği preslendi, diller susturuldu, sanat, edebiyat ve kültür baskı altında çürütüldü. Kuklacılar ipleri çekti, kuklalar oynatıldı. Dünya aya ve Merih’e giderken biz bu ülkeden kendi yaptığımız uçakları toprağa gömdük. Devlet ile millet kavga ettirildi, İslam ile laiklik çatıştırıldı, peygamber ile liderler yarıştırıldı.

Yeni nesiller, ülküsüz ve idealsiz mankurt sürülerine dönüştürülmek istendi. İmam Hatipte okuyan çocuk yobaz ilan edildi, diskoda şanzıman dağıtan genç çağdaş sayıldı. Şeriatın Allah’ın hukuku olduğu unutuldu; yerine Roma’nın ateist putperest yasaları konuldu.

Bütün bunlar, milletin din, tarih ve kültürüne yapılan ihanetin ve cinayetin bir özetiydi. Ama şimdi vakit, özümüze dönme vaktidir. Müslüman kimliğimize sarılma, medeniyetimizi kuşanma, onu insanlığın huzurunda bir anıt gibi yükseltme vakti.

Terörsüz Türkiye, Mekke Anlaşması, Kalkınma yolu ve daha birçok cesur ileriye dönük atılımlarla inkârın ve tuğyanın zifiri karanlığını inanç ve imanımızın aydınlığında geride bırakıyoruz.

Şimdi kuşluk vakti… Yeryüzünü İslam’ın nuruyla yeniden ağartma zamanı. İslam güneşinin zulmün ve karanlığın üzerine doğması için hep birlikte el ele, gönül gönüle, kol kola yürüyelim arkadaşlar rüyalarını gördüğümüz aydınlıklılar ülkesine…

Büyük doğu, Kızılelma, Diriliş Yurdu, Başkentler başkenti, Yeniden Büyük Türkiye bütün ihtişamı ve görkemiyle sizi bekliyor. Tarihimizin yeniden ayağa kalkıp dirilmesi ve insanlığın huzurunda bir kutsal anıt gibi dikilmesini…

İçimizde ve coğrafyamızda barış ve kardeşlik, özgürlük ve bağımsızlık için durmak yok, yola devam, tek yol İslam arkadaşlar…

Arif Altunbaş

Arif Altunbaş

– Hayatın İçinden Bir Kalem 1954 yılının Aralık ayında, Manisa’nın Ahmetli kazasına bağlı Tatar Ocağı (Ataköy) köyünde dünyaya gelen Arif Altunbaş, yedi kardeşin beşincisi olarak köyünün bereketli topraklarında büyüdü. İlk öğrenimini köy okulunda tamamladıktan sonra Uşak İmam Hatip Lisesi’nde orta ve lise eğitimini sürdürdü. Ardından Ankara Aydınlık Evler Lisesi fark derslerini vererek ikinci bir lise diploması kazandı. Gençlik yıllarında azmi, mücadeleci yaratılışı ve çalışkanlığıyla Ankara 19 Mayıs Gençlik ve Spor Akademisi’ne girdi; 1974–1978 yılları arasında Yönetim ve Spor Bilimleri Bölümü’nden mezun oldu. Üniversite yılları ve sonrasında, İslami gençlik hareketlerinin içinde aktif bir rol üstlendi. Milli Türk Talebe Birliği Spor Kolu Başkanlığı, Ankara Yeni Mahalle MTTTB Başkanlığı, Akıncılar Teşkilatı Genel Başkan Yardımcılığı ve Türkiye İmam Hatip Liseleri Mezunları Federasyonu Genel Başkanlığı gibi görevlerde bulundu. Bu dönemde kalemiyle de öne çıktı; Milli Gazete, Yeni Devir, Mavera, Edebiyat ve daha birçok dergide yazıları, makaleleri ve şiirleri yayımlandı. 1980 darbesi sonrası yurtdışına çıkmak zorunda kalan Altunbaş, 1986’da vatandaşlıktan çıkarıldı ve tam 25 yıl boyunca vatansız yaşadı. Bu yıllar boyunca Avrupa’da Müslüman gençlik çalışmalarına öncülük etti; arkadaşlarıyla birlikte Yorum Dergisi’ni çıkardı. Almanya’da Avrupa Milli Görüş Teşkilatı Avrupa İslamcı Gençlik Genel Başkanlığı görevinde bulundu. Avusturya’da öğretmenlik sınavını kazanarak Viyana’da sekiz yıl boyunca İslam Dini öğretmenliği yaptı. Aynı zamanda Pedagoji Akademisi, Doğu Dilleri ve Sosyoloji Fakültesi derslerine iştirak ederek akademik birikimini zenginleştirdi. 2009 yılında Türkiye’ye dönüş yapan Altunbaş, 2013 yılından bu yana Haber7 sitesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca yazıları ve şiirleri Akıncılar Dergisi ile Edebiyat ve Medeniyet dergilerinde yayımlanmaktadır. Bugün Balıkesir’de yaşayan Arif Altunbaş’ın yayımlanmış beş kitabı ve üzerinde çalıştığı yeni eserleri vardır. Onun kalemi, , gençlik yılları ve hareketlerinin coşkusunu, sürgün yıllarının hüznünü İslami düşünce ve edebiyatın derinliklerini bir araya getirerek okurlarına hem şahsi bir yolculuk hem de toplumsal bir hafıza sunmaktadır.

Tüm yazılarını gör →

Yazarın Kitapları

Okur Yorumları

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Fikrinizi belirtmek ve tartışmaya katılmak için giriş yapmalısınız.

İlginizi çekebilir